Beyşehir yöresi binlerce yıl boyunca birçok
medeniyetin kuruluş ve yıkılışına sahne
olmuştur. M.Ö. 7000'li yıllara kadar uzanan
zaman diliminde, kültür ve medeniyet adına
birçok değerin yeşerip yaşamasına da şahitlik
etmiştir Erbaba sakinleri, Hititler, Frigler,
Lidler ve Romalılar ile devam eden zincirin son
halkası Müslüman Türk varlığı olmuştur. Zira on
birinci yüzyılın son çeyreğinden itibaren bu
bölgeye Türkmen akınları yoğunlaşmıştır.
Bu süreçte Beyşehir'e hakim olan ilk siyasi güç Türkiye
Selçuklu Devleti olmuştur. Bu devletin ikinci
başkenti konumuna da geldiği bilinir. Daha sonra
beylik merkezi olan Beyşehir, Osmanlılar
döneminde sancak merkezi haline getirilmiştir.
Önemli ticaret yolları üzerinde olması ve diğer coğrafi
faktörler Beyşehir'in değerini artırmıştır. On
birinci yüzyıl sonrasında bölgede ağırlığını
hissettiren Türkmenler yeni bir dönemin de
müjdecisi olmuştur. Müslüman - Türk kültürünün
geçen zamanla birlikte bölgeye mührünü vurduğu
bir dönem yaşanacaktır artık.
Türkiye Selçuklu Devleti, bu süreçteki ilk durak
olarak belirir. Kubadabad Sarayı kalıntıları bu
dönemin en seçkin hatırası olarak günümüze kadar
gelmiştir.
Eşrefoğlu Beyliği'nin rolü ise çok daha farklı
olmuştur. Birçok camii, türbe, han ve hamamın
beylik döneminde yaptırıldığı bilinmektedir.
Beyşehir, Osmanlılar zamanında da önemini büyük
ölçüde korumuştur.
Bu dönemde Özellikle vakıflar ve fonksiyonları
dikkatimizi çeker. Halka gelince, daha ziyade
tarım ve hayvancılıkla meşgul olmuşlardır. Tabii
bu noktada gölün sağladığı avantajlar da
unutulmamalıdır. On altıncı yüzyılda Konya'ya
bağlı bir kaza haline getirilmiştir. Kıreli ve
Yenişar adında iki nahiye ile 38 köyü olan bu
kaza, cumhuriyetin ilanı sonrasında da mevcut
konumunu muhafaza etmiştir.
Bugün itibariyle şehir merkezinde bulunan mahalleler
şunlardır: İçerişehir Mahallesi eskiden surlarla
çevrili olan şehrin ilk yerleşim birimidir.
Hamidiye Mahallesi'nin sakinleri 1902'de
Beyşehir'e gelen ve 19O5'te buraya yerleşen
Çeçenler olmuştur. Bu sebeple devrin padişahına
izafen Hamidiye adı kullanılmıştır.
Hacıarmağan Mahallesi adını dindar bir Selçuklu emrinden
alır. Dalyan Mahallesi, dalyancılıktan; Hacı
Akif Mahallesi, Hacı Akif Bey'den; Müftü
Mahallesi, Müftü Ömer Tekin'den adını alırken,
orta mahalle özelliği taşıdığı için Evsat adıyla
anılan bir mahalle daha vardır. Bunlara;
Esentepe, Bahçelievler ve Yeni Mahalleyi de
eklememiz gerekir. Beytepe, Yeşilyurt ve
Alaaddin Keykubad Mahallelerinin kurulması
düşünülmektedir.